Korkuyorum :-((
Annesini kaybetmiş bir serçe yavrusu gibi hissediyorum kendimi.
Öyle aciz, öyle yalnız, öyle uçmayı öğrenmeden terkedilmiş hayata...
Koskoca kainatın bağrına bırakılmış bir serçe yavrusunun yalnızlığı var kalbimde...
Ne zaman hüzün birikse içimde "Yüreğimde bir coçuk ağlıyor" cümlesi yankılanıyor bedenimde... Ben büyürken yüreğimi de büyütmesini becerememişim, yüreğim hep cocuk kalmıs aslında... Ne ölçülü davranmayı nede yerinde doğru karar vermeyi başarabilir... Zora geldiginde ağlayan en küçük şeyde sevinen haylaz ama bir o kadarda duygusal küçük bir coçuk benim yüreğim...
Neden bu kadar çok ağladıgımı soranlara bir türlü anlatamıyorum içimde hissettiğim garipligi, yalnızlığı...
Ben susmayı tercih ediyorum... Yüreğim ise ağlamayı...
Ağlamak, aslında kaçmaktır hayatın gerçeklerinden, yüzle$mekten daha kolaydır....
Kaçmak nereye gittigini bilmediğin, sonunu göremediğin bir yola sapmaktır, doğru olma ihtimali olsada, korkmaktır...
Korkmak belki güvenememektir, insanlara, sevdalara, hayata...
Evet, evet, aslında güvenememektir...
Korkmak, güvenememek belki sadece kabuğuma çekilebilmek icin bahane...
Belki kendimi saklayabilmek icin, belki yüreğimi göstermemek icin uydurduğum bahaneler...
Dedim ya, benim yüreğim hala küçük bir çocuk, belki düşmekten, dizlerimi kanatmaktan, belki sevmekten yüreğimi kanatmaktan korkuyorum...
Kırılmaktan korkuyorum
2 yorum yazılmıştır
Yazan:sevgicicegii | Tarih: 2007-12-24 23:34:57Konu: TEBESSÜM
Yazan:asktozu | Tarih: 2007-12-23 22:46:16
Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine neden oldu. Bu hava içinde yakın zamanda kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlayarak ona bir not yazdı ve yolladı.
Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğle yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.
Garson kız ilk kez aldığı bu bahşişin bir kısmını akşam eve giderken her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.
Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki... İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra bir apartman bodrumundaki odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce kucağına aldı.
Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşturdu.
Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı, bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı...
Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp ölümden kurtardılar...
Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir "tebessüm"ün sonucuydu...
Korkmanız için iyi bir neden görünmüyor; sevgide ve esenlikte olun...
Konu: martı
kork alabildiğine dibine kadar....
yaşa ölene kadar...
