« Önceki :: Sonraki »

Acılara Rağmen Aşktan Vazgeçmeyiz Çünkü...

Kişi yaşamalıdır aşkını ölesiye. Hele acıysa… Aşk girdi mi araya insan acıya da doymaz olur. Bırakır kendini, çırpınmaz bile. Kurtulamayacağını bilir. Kim kurtulmuştur ki bugüne kadar aşk acısından. Kim? Aşk değil mi bu varsın acıtsın deriz. Neler çekeriz, uğruna neler feda ederiz. Ama o ne yapar, gelişinde nasıl sevindirdiyse sizi ‘sen sevin şimdi. Nasılsa gideceğim. Hem de öyle kaçıracaksın ki beni herkes gibi elinden acıycak sonunda canın. Senin de…

 Aşk varsa acı da vardır.’ Der. Aşkın değişmez kuralıdır bu. Kaybolmak istiyceksin o gözlerde ama nafile. Oraya da zehirini salmıştır aşk.

 Ama her şeye rağmen güzeldir. Ona dokunmak, gözlerine bakmak onun için heyecan duymak... O denilince akan sular durur. Ordaki herkes beyaz o kırmızı olur. Onunla konuştuklarınızı eve gelince kapıyı kapatıp çekilip odanıza bir bir tekrarlamak size en heyecan verendir. Şunu şöyle deseydim böyle yapsaydımlar tekrarlanır durur aklınızın ondan arta kalan biryerlerinde. Sizi sarıp sarmalar şefkatlice, yumuşacık aşk denen o hoş şey. Mutlu olursunuz.

 Gözlerinizden duygu akar… Kulaklarınız aşk nameleri arar sürekli. Her saniye hücreleriniz yenileniyormuş gibi hissedersiniz. Çiçekler de bundan nasibini alır tabii. İşte aşk bu ve bizim anlatamayacağımız ve farkına varamayacağımız hislerle doludur. Ha sürekli yediğiniz ve annenizin şikayetçi olduğu tırnaklar da tarih olmuştur.

 Çünkü aşk insanoğlunun sahip olduğu en güzel armağandır. Her insan aşkla birlikte kendini dünyanın en şeker insanı hisseder.

 Bu yüzden tüm acılara, çıkmazlara, dolambaçlara rağmen hala o en eski masalı özlemle anıyor ve yaşamaya can atıyoruz…

Yorum (yok) Yorum yaz!

TERÖRE LANET

Yorum (yok) Yorum yaz!

UTANÇ MEZARLIĞI

Yorum (yok) Yorum yaz!

W.SHAKESPEARE

 

İnsanların çoğu kaybetmekten korktugu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kiymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

Yorum (1) Yorum yaz!

varsın gitsin

Tamiri zor artık gönül yarasının. Beklenen gelmiyor artık. Sen istediğin kadar yan, istediğin kadar ağıt yak ardından.Artık eskisi gibi olmuyor hayat. Bir zifiri karanlıkta bırakır seni.Tek başına.Hiç yaşanmamış sayar o günleri.Seni tek başına yapayalnız bırakır.Umudun tükenmeye başlar,sonunda hayat çekilmez olur.Ya da sen öle sanırsın. Çünkü sevmişsindir,aldanmışsındır.Bırakıp gittiğinde zaman durur,sanki ölüm kokan sezsizliğe bürünürsünYaşamak ne imiş dersin.Niçin yaşayacağım?dersin.Kimin için?O gitti.Yaşamda bitti.Ya da öle sanırsın.Sadece aldanmışlığına yanar durursun.Biten bitmiştir.Giden gitmiştir. (Varsın da gitsin.Varlığı neydi ki,yokluğun ne olsun)

Yorum (2) Yorum yaz!

Ben

 

Kendimi yorgun ve bitkin hissedeli çok oldu...yıllar değil beni yoran taş kalbi olan insanlar, yoruldum sahte aşklardan yalan sözlerden...hissiz dokunuşlardan...içim buruk yine nedenli yada nedensiz... hep birşeyleri suçlamakla geçermi bir ömür...tutunacak dal yok mudur?...yada her tuttuğun kırılmalı mıdır? kader midir suçlu? yoksa ben mi ? Her defasında sorgulasamda kendimi çıkmaz yollar karşımda....üzüldüğüm kadar üzmüşmüyümdür ? Yaşadığım kadarını haketmişmiyimdir? Hani hakettiğini yaşar insan derler ya!!!

İçimde dinmek bilmez fırtınalar yarattım, her gün bu kabustan uyanmayı beklemekten yorgunum.

Yeni yine sil baştan nasıl başlanır ki? Bir çıkışı var mıdır?

Hayata olan isyanım sitemim ne zaman biter ki? Küçük şeylerle mutlu olabilen o kız nerelerde şimdi peki? Bana neler yaptınız böyle, yada ben kendime neler yaptım ki...karanlığın ortasında ışık ararken karanlıkların en derinlerindeyim şimdi!!!!

 

Yorum (1) Yorum yaz!

Eskiden

ESKİDEN YETERDİM KENDİME
ARTARDIM BİLE
ŞİMDİ NE YAPSAM NAFİLE! ...
VE
KİM DEMİŞ "CAN ESKİMEZ" DİYE?
BU CAN TEDİRGİN TENDE
CAN DA ESKİMİŞ
BENDE

Yorum (yok) Yorum yaz!

Deniz Kızı



Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş.
Dönüsünde sorarlarmış:
-Ne gördün?
-Dünya güzeli deniz kızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla
tarıyorlardı, dermiş hep.
Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli
deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış.
Döndüğünde yine sormuşlar:
-Ne gördün?
-Hiç demiş..hiç bir şey..

Oscar Wilde’in yukarıdaki harika öyküsünü ilk okuduğumda ortaokuldaydım ve ne
demek istediğini anlamamıştım. Daha sonra unutmuşum. Yıllar sonra
rastladığım Haldun Taner’in bir sözü bana öyküyü hem hatırlattı hem de ne demek istediğini
çok çarpıcı bir şekilde gösterdi. şöyleydi söz: “Bir hayalin gerçek olması
kadar hayal kırıcı bir şey yoktur.” Daha sonraları ise bu tema pek çok edebi
eserde karşıma çıktı. Örneğin Simyaci’da..Hâlâ okumamış olan var mı
bilmiyorum ama hatırlarsanız orada bütün yaşamı boyunca tek hayali para biriktirip
Mekke’ye hacca gitmek olan bir dükkan sahibi vardı. Adam; artık gerekli parayı
fazlasıyla biriktirmiş olduğu halde bir türlü gitmiyordu. Bu hayalin
kendisini yaşama bağlayan çok önemli bağ olduğunu düşünüyor ve onun gerçekleşmesi
halinde bu önemli bağı yitireceğinden korkuyordu. Hakliydi aslında.
Düşünüyorum da..Hepimizin böyle hayalleri var mutluluğumuzu
bağladığımız,gerçeklesene kadar yaşamı sanki ertelediğimiz. Acaba hiç düşünüyor muyuz;
bu istediğimiz her neyse, gerçekleştiğinde iyi mi olacak. Bir düşünürün hep
aklımda tuttuğum bir sözü vardır: “Bütün dualarımı kabul etmediği için Tanrı’ya
şükrediyorum” diye. Belki de daha az üzülmeliyiz gerçekleşmeyen hayallerimiz
için. Belki de aslında sevinmemiz, mutlu olmamız gereken bir şey için
gözyaşları döküyoruzdur. Belki de olaylara bir de bu açıdan bakmayı artıköğrenmeliyiz…
Yalnız, hakkınızda hayırlı olan hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle…

Yorum (3) Yorum yaz!

Bazen...

Bazen yorar insanı küçük şeyler; büyük sırlar vardır küçük şeylerin
içinde. Açıldıkça açılır, boyuna posuna bakmadan...
Bazen dinlendirir insanı uzaklar; uzakliğa bir yakınlığı vardır
gözlerin. Gözlerin olduğu kadar gönlün de...
Bazen durur tüm adımlar; adamların tembelliğinden değil, yolların
düşündürücülüğünden. Öyle çetrefillidir ki, susar ayaklar da kimi zaman...
Bazen sorar gözler, diller kabul etse bile. Maharet gözleri bile ikna
etmektir, güzel söz söylemek değil.
Bazen durur dünya, inecekler iner, sonra yoluna devam eder. Ne var
ki, herkes için o duruş anı farklıdır. Kimisi içinse hiç dönmez
dünya, ki o da apayrı mesele.
Bazen herşeyi bir mimik anlatır, bazen gözyaşı, bazen bir kelime. Ne
kadar da ağır gelir söylemek bazen bir kelime bile.
Bazen bir anı, bir ömür kokar. Bazen bir daha yaşayamayacağını
hisseder insan içinde bulundugu ânı.
Bazen şair olur insan, mısra kuramaz. Bazen mısra kurar insan, şair
değildir. Bazen hiçbiridir, ne diyecegini bilemeyen sıradan biridir işte...
Bazen yaşadıgını daha çok hisseder insan, öleceğini unutur büsbütün.
Bazen yaşadığını tamamen unutur, hatta bazen her ikisini de.
Bir anı bir anına uymaz derler ya insan için, ya bütün anları
birbirinin aynı olsaydı. Bazen korkutmaz mı bu ihtimal insanı?
Bazen korkar insan gölgesinden. Gölgesinin şahsında kendisinden.
Zira kendi vücudu geçmiştir güneşin önüne. Kendi eseridir gölgesi.
Bazen susar insan, dudaklari çatlar susuzluktan. Bazen susar insan, söylenecek çok söz varken bile.
Bazen dolar insan, kimse anlamaz. Bazen herkes anlar, kendisi kendisini anlamaz.
Yalnızdır bazen insan, öyle yalnız bakar ki dünyaya. Bazense hiç yalnız değildir, nasıl baktığını bilirse.
Bazen büyük görür insan kendini, ne acizliktir! Bazen aciz görür, ne büyük bir görüş!
Bazen, 'bazen' değil, 'her zaman' demek gerek. Ama bilmek gerek, ne zaman?
Her 'bazen'in bir zamanı vardır.

Yorum (2) Yorum yaz!

Yüreğimden sesler belki de isyanlar...

Hiç çaresiz kaldınız mı bu hayatta? Eliniz böğrünüzde denir ya işte öyle. Kimsesiz,bir ağaç kovuğundan çıkmışçasına.... Boğazınız parçalanırcasına imdat diye bağırırken bu milyarlık dünyada sesinizi duyan bir kişi bile olmadığını gördünüz mü hiç? Bilim din ne varsa inandığınız sarılıp; kapılar yüzünüze kapandımı hiç ? Ya da ben güçlüğüm, bu dünyaya kafa tutabilirim derken, bir toz tanesi kadar bile önemsiz olduğunuzu hissettiniz mi hiç bu dünyada? Yalnızlık nedir bilir misiniz gerçekten? Kader mi alın yazısı mı yoksa isim veremediğiniz başka bir yolda sürüklenmek zorundayken sorguladınız mı başınıza gelenleri? Peki, cevap bulabildiniz mi bu sorulara? Büyük bir yanardağ patlarken, yâda bir sel delicesine coşmuş tozu toprağı kapmış üstünüze gelirken öylece bakakaldınız mı? Duyamadım, cevap neydi anlayamadım... Oturduğumuz yerden yorum yapmak kolaydı değil mi? Yargılamak, yâda yargılamadan infaz etmek. Her şeyin bir çözümü vardır diye ahkâm kesmek… Çözüm aramak varken yargılayanlara kenara çekilip te akılsızca yorum yapanlara insanların içini bilmeden sorunlusun sen deyip te neyse laf gideceği yere gider bazı şeyler sessiz kalmak yakışmadı bana asla da yakıştırmam bilen bilir deyip yargılamaya geçmek isteyen tüm kişilere bir cevabım var elbet susmalarımın ardından mutlaka var…


Gökler kendiliğinden
Sağanak yağdırabilir mi?
Kesebildiniz mi?
Başınızdaki feci ağrıları
Dindire bildiniz mi?
Yürek yangınlarınızı
Bir ekmeği bir suya değişmek zorunda kaldınız mı?
Yarınlar için geleceğiniz için savaşmak zorunda kaldınız mı?
BİRÇOK İNSAN YAPMIŞTIR TÜM KIRGINLIKLARI İNAT DEVAM ETMİŞTİR HAYATINA BUNU BİR TEK DÜŞÜNEN UYGULAYAN BEN DEĞİLİMDİR İNANIYORUM BUNA YÂDA ÖYLE DÜŞÜNÜYORUM AMA SEVDİĞİNİZ İNSANLARI YARGILAMADAN İNFAZ ETMEK SİZE YAKIŞIRMI BU SÖZLERDE KENDİNİZİ BULURKEN… DEMEKKİ SEVMEMİŞSİNİZ NE KADAR HOŞ BİR YALAN MIŞ…
Karşınızdakini hafife almak sorunlu biri olarak görmek yakıştıysa size yakışmıştır bu surat ifadesi ve düşünceler çok açtı sizleri…
ÇOK ŞEYLER VEREBİLİRİM SEVDİKLERİME UĞRUNA DÜŞÜNÜLMEYECEK KADAR FAZLA ŞEYLERİ AMA KİMSE HİÇ KİMSE GÜLÜMSEMEMİ ALAMAZ MUTLULUĞUMU KISITLAYAMAZ…

Yorum (4) Yorum yaz!